Evlilik içi şiddet 12/09/10
Şiddet nedir? Herhangi bir kişiye ya da nesneye zarar vermeye yönelik gösterilen fiziksel ya da fiziksel olmayan her türden hareket şiddet olarak nitelendirilmektedir. Şiddet, bir kişinin bir başkasına fiziksel acı vermek veya yaralamak kastıyla yaptığı davranıştır.
Aile içi şiddet nedir?
Aile içi şiddet; aile içerisinde birinin diğerine fiziksel zarar verme, küçümseme, ihmal etme amacıyla tokat atma ile başlayıp öldürmeye kadar varabilen sonuçlarıyla toplumsal fenomendir.
Aile içi şiddet kısaca aile bireylerinden birisinin, ailenin diğer bireylerinin saldırısına uğraması olarak tanımlanabilir. Aile içi şiddet, dövme ve/veya yaralama, sakatlama, cinsel saldırı, tecavüz, öldürme gibi somut ve dolayısıyla kolay tespit edilebileceklerden; tespit edilmesi son derece zor olabilen sözel, duygusal, ekonomik şiddet eylemlerine kadar uzanabilmektedir. Aile içi şiddeti diğer şiddet türlerinden ayıran en önemli özellik bu şiddet türünün diğer şiddet türlerine oranla devamlılığının daha yüksek bir oranda olmasıdır.
Aile içi şiddet bir kişinin esine, çocuklarına, anne-babasına, kardeşlerine ve/veya yakın akrabalarına yönelik uyguladığı her türlü saldırgan davranıştır. Bu tanıma sadece kaba kuvvet içeren davranışlar değil, aşağılamak, tehdit etmek, ekonomik özgürlüğünü kısıtlamak ve zorla evlendirmek gibi pek çok davranışta girer. Şiddet aynı zamanda sadece aynı evi paylasan kişiler arasında değil, eski es, eski kız ya da erkek arkadaş, nisanlı gibi aynı evi paylaşmayan, ancak otak bir geçmişe sahip bireyler arasında da görülebilmektedir.
Bir araştırmada ise aile içi şiddetle ilgili genel ve değişmeyen üç özellik belirlenmiştir.
1. Aile içi şiddetin failleri ve mağdurları, evlilik veya evlilik yoluyla oluşan bir akrabalık ilişkisine sahiptirler. Bu açıdan bakıldığında evlilik cüzdanı bir nevi aile içi şiddete izin veren bir lisans belgesi görevi görmektedir.
2. Aile içi şiddetin fail ve mağdurları ailenin, yuvanın, evin geleneksel örgülerle desteklenen mahremiyetini paylaşırlar. Bu nedenle sorunlar ve özellikle de şiddet dışarıya duyurulmaz, gizli tutulur. Bunun için aile içi şiddeti açığa çıkarmak ve incelemek oldukça zordur.
3. Aile içi şiddetin fail ve mağdurları genellikle aynı evi paylaşırlar. Ancak ayrı yasayan kardeşler, sevgililer, eski esler veya evlerini terk etmiş babaların uyguladığı şiddet de bir zamanlar aynı evi paylaşıyor olmanın verdiği anlayış üzerinde gerçekleşir.”
Aile kan bağlılığı, evlilik ve diğer yasal yollardan aralarında akrabalık ilişkisi bulunan ve çoğunlukla aynı evde yaşayan bireylerden oluşan ve bu bireylerin cinsel, psikolojik, sosyal ve ekonomik gereksinmelerinin karşılandığı temel bir toplumsal birimdir. Aile içi şiddet aile üyelerinden biri tarafından aynı ailedeki bir diğer üyenin yaşamını fizik veya psikolojik bütünlüğü veya bağımsızlığını tehlikeye sokan, kişiliğine veya kişilik gelişimine ciddi boyutlarda zarar veren eylem veya ihmaldir.
Genelde 5 alt grupta değerlendirilir:
1. Fiziksel şiddet: Dövme, tokatlama, tekmeleme, yakma gibi eylemlerin yer aldığı şiddet türü
2. Cinsel şiddet: Seksüel motivasyona bağlı yapılmış şiddet türü
3. Duygusal istismar: Sevgi göstermeme, aşağılama, devamlı eleştirme, kıskançlık, reddetme gibi eylemlerin yer aldığı şiddet türü
4. İhmal: Daha çok çocuklar ve yaşlıların maruz kaldığı istismar türüdür. Kişinin sosyal ve maddi ihtiyaçlarını gidermeme, bunları sağlamada ihmal göstermektir.
5. Ekonomik istismar: Yaşlılarda özellikle çok rastlanır. Kişinin parasını yönetmek, şahsa ait paraya veya kazanç sağlanmasına izin vermemek.
Aile içi şiddeti etkileyen faktörler
İstismarı uygulayan kişilerin genellikle özgeçmişlerinde yaşanmış şiddet olguları bulunmaktadır. İstismar eden bireylerin çoğunlukla şiddetin varolduğu ailelerden yetiştiği gözlenmektedir. Alkol ve/veya madde bağımlılığı bulunması ile tanımlanmış kişilik bozuklukları ya da psikiyatrik hastalığı bulunan kişilerde daha yoğun sıklıkla rastlandığı gözlenmektedir.
Bireyler arası dinamikler de aile içi şiddeti etkileyen faktörlerdendir. Bunlar; düşük düzeyde evlilik içi tatmin, bireylerin agresif hareketler sergilemesi, ideolojik, ırk ve din farklılıkları, bir eşin özellikle kadının mesleğinin diğerinden daha iyi olması, daha fazla gelirinin olması, iletişim kurma yoksunluğu (özellikle çocuk ve yaşlılarda), evliliğe duyulan aşırı bağımlılık ve her tür güçsüzlüktür.
Çevresel stres faktörlerinin aile içi şiddette rol oynadığı ileri sürülmektedir. Bunlar; ekonomik stres, iş stresi, işsizlik, sosyal izolasyondur.
Tüm bunların yanı sıra konunun kültürel boyutu ele alındığında daha farklı yaklaşımlar ve faktörler de ortaya konmuştur. Erkek egemen evlilikler aile içi şiddete daha çok açık olmasına karşın, eşitlikçi evliliklerde şiddete daha az rastlanmaktadır.
Genel bilgiler
Aile içi şiddete maruz kalmış kişilerde genelde şu özelliklerin bulunduğu görülmektedir. Aile içinde belirgin bir pozisyonu vardır (en küçük ya da en büyük olma gibi). Aile içinde genelde her şeyin suçlusu görülme eğiliminde, günah keçisi pozisyonundadır. Kurbanın mental ya da bedensel özürlü olma olasılığının yüksek olduğu görülmektedir. Şiddetin tekrarlandığı, şiddete tekrar tekrar maruz kaldığı saptanmıştır. Aile içi şiddete maruz kalanlara göz attığımızda temelde 3 ana grubu görmekteyiz. Bunlar kadınlar, çocuklar ve yaşlılardır.
Hazırlayan: Kaynak: Psk. Ferhat Akpınar
Sosyal Ağ'da bu yazıyı paylaşmak için ağ logosuna tıklamanız yeterli olacaktır.
Dilerseniz bir yorum bırakın, ya da sitenizden geri izleme yapın.


30 Yorum yapıldı.
Ata erkil bir toplum olduğumuzdan mıdır nedir? Analarımız bile kadın olmasına rağmen erkek evlada bir başka davranırlar. Bu erkekler de evlendiklerinde evde erkek egemen tavırlar sergiler.
Bana göre şiddetin temeli buradadır.
Kadın bir çiçektir. Evimizin herşeyidir. Çocuklarımızın annesi, hayat arkadaşımızdır. Ona bırakın ek kaldırmayı, ağır bir laf söylemek bile günahtır. Onlar olmasaydı, bu dünya böyle yaşanabilir bir dünya olurmuydu?
Çoğu insan şiddeti cahillikten kaynaklanıyor diye yorumluyor. Oysa yapılan bütün araştırmalar göstermiştir ki. Evde şiddet uygulayanların büyük bir çoğunluğu tahsilli, kültürlü insanlardır.
Akşam yorgu argın eve geldiğinizi düşünün. Eşiniz gündüz gezmeye gitmiş ve akşam yemek yetiştirememiş. Kızmazmısınız. Birde karşılığında “ne yapalım bununla idare et” gibi saçma bir söz duyunca insan ne yapar ki?
Herkes sanır ki ailede şiddeti gösteren erkektir diye. Oysa kadın şiddetine ne demeli. Kadın dırdır denen bir şey var. Tam eve geldin kafa dinleyeceksin. Bir başlar şikayetlere kafan şişer. Kaçasın gelir evden.
Erkekler genelde babalarını kendilerine rol model alıyor. İyi ve düzgün bir ailede, baba şiddeti görmeden yetişen erkekler daha sakin oluyorlar. Babaları evde şiddet uygulayan erkeklerde aynı şiddeti evlerinde yapıyor. Ne yapalım biz babamızdan böyle gördük, diyecek kadar da pişkin oluyorlar.
Şiddet görüpte gidecek yeri olmayanlar ne yapsın. Babaları, gelinlikle çıktın bu kapıdan, kefenle dönersin diyenler ne yapacak. Ayrılsalar, bir başlarına bu koca şehirde ziyan olmak da var.
Şu kısacık ömürde birbirini kırmanın, üzmenin ne anlamı var ki.
Göz açıp kapayana kadar 20 yıl geçmiş bile. Daha dün evlenmiştim sanki. Kırmadan üzmeden geçen yıllar. Herkese böyle bir evlilik dilerim.
Allah insana akıl fikir vermiştir. Yüreğine allah korkusu vermiştir. Şiddet, hayvanlara özgü birşey. İnsan iyilikten hoşluktan yana olmalıdır. Hele kadına karşı daha da narin ve yumuşak olmalıdır. Allah korkusu olan karısına eziyet etmez.
Bir babanın çocukları önünde eşine uygulayacağı şiddet, çocukların hayatında derin izler bırakır. Ana babalar çocukları için yaşamalıdırlar. Onların önünde değil şiddet göstermek, tartışma bile yapılmamalıdır.
Hiç bir erkek,ben bu gece eve gidip hanıma biraz şiddet göstereyim demez. Ağır hayat şartları,iş stresi insanları bunaltır. Eve yorgun ve sinirli gelen erkek patlamaya hazır bir bomba gibidir. Evde patlaması yanlıştır ama, bu birazda kişilikle ilgili bir şey.
Karı koca tartışabilir, yüksek sesle bağırışabilir. Fakat şiddet çok çağdışı bir şey. Medeni insanlar gibi evlendikten sonra, barbarca şiddet uygulamak neyin nesi. Bunu yapan erkelere evlenme yasağı getirmek gerekir..
Şiddeti evlilik içi veya dışı diye ayırmamak lazım. Şiddet toplumun her yerinde var. Bunu evlilikten soyutlayamazsınız. Önemli olan eşlerin birbirlerinden, şiddet gösterecek kadar uzaklaşmış olmamalarıdır.
Şiddeti yaratan şartlardır. İnsan bir kere bunalmaya görsün. Vallahi gözü hiç bir şeyi görmüyor. Şiddet bile hafif kalır o anlarda. Kadın bunu hissetmeli ve erkeğin üzerine gelmemelidir.
Kadın zayıftır, Kadın erkekten daha güçsüzdür. Ona şiddet göstermek kolaydır. Erkeğin kadına fiziksel şiddeti en kötü şeydir. Ne allah nede kul razı olur. Böyle bir şey direk ayrılma sebei olmalıdır. Kadın bu konuda mutlaka korunmalıdır.
Asabi ve sinirli erkekler şiddete daha çok meyilli oluyorlar. Bunların çoğu maganda, trafikte, iş yerlerinde hep bir olay çıkarmaya meyilli insanlardır. Eve gittiklerinde de bütün hırslarını kadından çıkartmaya kalkarlar.
Ayrıldığı eşinin ailesinin evini basan bir adamı okumuştum geçen gün. Adam 6 kişiyi vurmuştu. Ne o karısını ona göstermiyorlarmış. Sen yuvan yıkılırken nerelerdeydin. O mücadeleyi verme, sonrada git ailesini suçla. olacak iş mi?
Sabah işe giderken trafik, akşam gelirken trafik. Televizyonda haber seyredersin, ya cinayet ya kaza. Dizilerde, ya o onu aldatır, yada cinayetler entrikalar, Milletin kafasına bunları koy, sonrada şiddet çok ayıp, günah falan de, Sadece kendinizi kandırırsınız. Dikkat edin canavar bir nesil yetiştiriyoruz.
Evlilik içi şiddet dedinmi, hemen akla döven koca geliyor. Şiddet bu kadar da kocaya özgü değil. Kaynana şiddetine ne demeli. Her şeye karışırlar. Ne yapsan yaranamazsın kardeşim. O da yetmezmiş gibi birde kadını doldurup yollar üzerinize. Kafayı yemek işten değil.
Karısını döven erkek aslında korkak erkektir. Dışarda erkeklere gücü yetmeyenler eve geldiklerinde ancak karılarını döver. Cesur ve güçlü erkekler zaten kadına el kaldırmaz, onlara vurmaz.
Yazık ki bu sebepten ne yuvalar yıkılıyor. Bir erkek karısını niye döver anlamıyorum. Bir kadın dayak yiyecek kadar ne suç işler anlamak mümkün değil.
eşimden çok fazla şiddet gördüm. en ufacık hatamda döverdi. önce kadın sığınma evine kaçtım. olmadı geldi buldu. bende çareyi memlekete gitmekte buldum. sağolsun amcalarım kol kanat gerdiler. şimdi mahkemeliğiz.çocuklarımıda alabilirsem sorunum kalmayacak.
Aile içi şiddet lafını duydummu tüylerim diken diken oluyor. Bu yüzden yuvası yıkılmış bir kadın olarak erkeklere seslenmek istiyorum. Yıllarca koynunuza aldığınız okşadığınız bir kadını öldüresiye dövmekle ne kazanıyorsunuz.Huzurlu uyku uyuyabiliyormusunuz. Ayrıldıktan sonra hayatınıza girecek başka bir kadınını sizi ilk eşiniz kadar mutlu edeceğinimi sanıyorsunuz.
allah tüm şiddet uygulayan erkeklere akıl fikir merhamet versin,bu barbarlıktan başka birşey deil…acizlikten kişisel zayıflıktan başka birşey deil,zaten aklı başında düzgün aile terbiyesi almış bir insan ne olursa olsun bu yola başvurmaz,şiddet asla haklı olabilecek bir yanı yoktur
Ben de su an bosanma asamasina siddet yuzunden gelmis durumdayim. Uc buçuk yillik evliligimde bir buçuk yildir siddet basladi. Bunun nedenleri: sitres, maddi sikintilar, ailevi sorunlar, esimin ailesindeki sorun ve baskilar ve benim esimden beklentilerim. Ben calisan ve hayatini cok iyi kazanan bir bayanim. Esim ise memur ancak ayligi kendi masraflarina yetiremeyen biri. Ben her ne kadar maddi olarak destek olsamda, kendisi gururuna yediremiyor ve diger taraftan baska bir cozum bulamiyor. Hayatimda ilk defa durustce emek vererek geldigim noktanin bir suc olarak karsima çikacagini dusunemezdim. Ama ne yazik ki bu duruma geldi. iki yasinda bir oglumuz var, ona her baktikca vicdanim sizliyor, onu babasiz yetistirmek için dunyaya getirmemistim. Ancak babanin anneye sevgisi ve saygisi bitince, evde iletisim bitince, konusmaktan ve elestiri yapmaktan magdur kalinca benim de dayanma gucum kalmadi. Her suc benimmis gibi davranislardan biktim. Her insanin saygiya ihtiyaci var, ne olursa olsun. benim esimin erkek olarak daha guclu ve dayanikli olmasini isterdim ama o dayaniklilik yok. ben bastan anlamadim, uzerine cok gittim diye kendimi sucladim. Ancak evlilige dayanabilecek bir kisi olmadigi kanaatine geldim. Ya omur boyu alttan alip sineye cekip yoluma devam edecektim yada arzularimi dile gitirip onun sucunu omur boyu odeyecegim. Su an onun bedelini oduyuyorum. Erkekler bir aileyi bir kadini tasiyamayacaksiniz lutfen evlenmeyin.
yağmur hanım bende aynı aşamadyım ve çok büyük bir zorluk içerisindeyim..benimde iki tane yavrum var ve her defasında onlar gözümün önüne geliyor ve yapamıyorumm ayrılığı..sizi çok iyi anlıyorum Allah yardımcınız olsunn..inşallah en kısa zmanda düzelir yada iyi bir yol çizeriz…bu yolda allah kolaylıklar versinn..
Cezmiye hanım kadın zayıftır diyorsunuz.Ancak ben tam tersini düşünüyorum.Bir erkek hiçbir zaman diliyle karşısındakinin içini parçalayamaz.Ancak birçok kadın bunu çok kolayca yapabiliyor.Allah herbir erkeği dırdır bir karıdan uzak tutsun!
Güzel arkadaşlar herkez kendine göre yazmış çizmiş, kadına göre erkek suçlu erkeğe göre kadın suçlu buraya kadar mantıklı ben bir erkek olarak şunu demek istiyorum; kadın önce akşam olunca kocasının yolunu beklemeli acaba birşey paylaşabilirmiyiz diye, erkek de akşam olsada eşime bir kavuşsam diye oysaki toplumumuzda durum böyle değil erkek iş hayatının yükünü akşama saklıyor kadınsa başka kadınların hayatında gördüklerini kendi hayatında yaşamak istiyor bilmiyor ki bunlar sadece reklam içinde ne kadar acı var. Ama gel gör ki kadın sadece çevresindeki iyi örnekleri alıyor gözle görünen kısmı aman Ahmetin karısı şunu yapmış Mehmet karısına şöyle davranmış bilmiyor ki Ahmet’le Mehmet karısıyla dün akam kavga etmişler sadece fetvaz bayanlar (malefes hayatımızda çokca var) kötü günlerinden bahsetmezler, sadece senin hayatın hakkında yorum yaparlar. Sen bilirsin onların kaç para edeceğini ama o kadar pazarlamacılardır ki kendilerini öyle güzel sunarlar ki sen kendini pisliğin içinde sanarsın kadınlar bu kadar cahil bu kadar aptaldır. Ama aynı kadın boşanmak üzeredir. Sen onun iyi bir insan olduğuna inandığın için kocasını kötülersin ıysaki adam sadece çocukları için birşeyler peşindedir. Kadın o gün ütüyü bulaşığı ve temizliği yapmıştır bir de akşam yemeği hazırlayınca bundan daha güzel bir hizmet olamaz. Ama işin özü öyle değil yemek yapmayı ver bulaşıklar kalsın ütüler başka bir gün yapılır sadece kocanı dinle birşeyler mi var değişen anlatsın sana… yok olmaz kadın sadece görevini yaptı gerisi kocanın çünkü bütün kocalar ev geçindirmek zorunda senden bunlardan farklı değilsin farkın yok yani Ahmet’en, Mehmet’ten, birde bilmiş kadınlar vardır hemen psikoloğa giderler en basit konuları çözmek için… Sonuçta onlar biliyorlar karı-koca arasındaki sorunları hemen hallederler… Psikolog bu akşam yemeğe çıkın evliliğiniz düzelir kadın akşam yemeğe çıkmak ister… Bakın arkadaşlar evlilik her ne kadar beğenmesenizde Türk erkeğinin istediği gibi olmalı eve gelince sıcak bir çorba sonra karnı doyan erkeğin sakinliği eksikleri görmesi ama artık bunlara fırsat vermiyorlar kadınlar toplantı yapıyorlar özgürlük için yapın bolca yapın dul kadın görün gününüzü bence kadın bir adım geride kalmalı çünkü hayat dışarda olur içerde kuzu gibi bir erkek olur dışarda beğenmediğiniz o kocanız belki ne mücadeler veriyordur. Sadece saygı duyun siz kazanırsınız. Çünkü erkek sadece evine gelir ve karısına sarılır her ne şekilde olursa olsun ama kadın Ayş^’nin kocası gibi bir koca istersen nah bulur…. Ayşe yalancı çünkü kendisi bile evini çeviremiyor Ayşe bunları bahsederse senin gözünde bir hiçdir. Öyleyse sadece kendi evliliğini düşün kocanın eksikleriyle uğraşma bir gün o çocuk adam olur. Merak etme
Pardon tekrar ben; Birgün gelecek ne kadar hata yapmışım diyeceksin erkek veya kadın ol… Biraz daha sabırlı olsaydım benim evliliğim AYşe’nin evliliğinden daha güzelmiş diyeceksin… Ama sabretmedin hemen pes ettin hayat bu kadar kolay olsaydı bu dünya olmaz dı…. Bugün yarın dün olacak istesen de geri gelmeyecek…. Hırçınlık ve inatçılık sana sadece kaybettirecek Şunu bilin ki toplumumuz da erkek ilk söz sahibidir bunun önüne geçmeye kalkan tüm kadınlar dul kalmıştır. saygılar…. İster kabul et ister etme ama gerçek bu önce erkek sonra kadın…Bunu bir kabul edin eski Türk flimlerindeki gibi tatlı bir hayat olur merak etmeyin… Son pişmanlık fayda vermez
Yalcin bey simdi siz her erkgin erkek gorevini yaptigini dusunerek yola cikmissiniz. Kadin evde erkek iste kadin kaprislerini erkege cektiriyor gibi bir tavir almissiniz. Bu sadece bir evlilik modeli ancak cok cesit evlilik modelleri vardir. Kadinlarin istekleri muhakkak vardir kaprisli olabilirler baskalarina ozenebilirler ancak bu suc olamaz. Tatsizlik cikmasi icin gerekli bir neden degildir ama huzur bozabilir. O yuzden her iki esin birbirleriyle iletisim halinde ve birbirlerini esit olarak gormeleri gerektigini dusunuyorum, eger kadinlarin dediklerini hic bir erkek kayida almazsa iste orada kiyamet kopabilir. Ve unutmayin ki bir cok evlilikte kadin maddi olarak evin gecimini sirtlanmis durumundadir her ne kadar disa yansimasada. Nasil bir erkek sadece benim sozum gecer diyebilir bu durumlarda? Bizim toplumumuzda sizin dedeginiz gibi bu erkek “ustunlugunu” kabul etmeyen kadinlar dul kaliyor ama bu seneki arap ulkelerindeki devrimciler eger olan durumu kabul etselerdi o kadar olay olmazdi ama yavas yavas demokrasiyede yaklasamazlardi. Sunu anlamak gerekiyor evlilik modellerinde bir devrim yasaniyor ve her zaman yasanacak. Insana insan degeri vermek gerekiyor yada bir evlilik te kadin erkek demeksizin bir esin diger ese gore yonlendirme gucu oldugunu dusunursek ve her ikisi hemfikirse o evlilik surer gider. Hersey anlasmaya ve guc dagilimina bagli kadin erkek ayirt etmeksizin